Download Louis-Althusser-Devletin-İdeolojik-Aygıtları PDF

TitleLouis-Althusser-Devletin-İdeolojik-Aygıtları
File Size713.1 KB
Total Pages96
Document Text Contents
Page 48

si’nde felsefe ve ideolojinin (bu eserde en üstün derecede
ideoloji, felsefe olduğundan) statüsü tamamı tamamına bu-
dur.

Böylece ideoloji Marx için, biricik anlamlı ve pozitif ger­
çekliğin, varoluşlarını maddî olarak üreten, maddî, somut bi­
reylerin somut tarihinin gerçekliğinin "günden arta kalanla­
rıyla" kurulmuş, anlamsız ve yararsız, katıksız bir rüya, ha­
yalî bir "birleştirme"dir. Bunun için Alman İdeolojisi'nde
ideolojinin tarihi yoktur. Çünkü tarihi kendi dışında, varolan
tek tarihin, somut bireylerin tarihinin bulunduğu yerdedir.
Demek ki Alman İdeolojisi'ndeki, ideolojinin tarihi yoktur te­
zi, aynı zamanda şunları da belirttiği için, olumsuz (negatif)
bir tezdir:

1) İdeoloji katıksız rüya olduğundan hiçbir şey değildir
(kimbilir hangi gücün yarattığı bir rüya: İşbölümünün ya-
bancılaşmasınca yaratılmasa dahi, bu durumda bile olumsuz
(negatif) bir belirlemedir.)

2) İdeolojinin tarihi yoktur, fakat bu onun içinde bir tarih
olmadığı demek değildir (tersine, madem ki gerçek tarihin
tersine çevrilmiş, anlamsız soluk, yansısıdır); yalnızca, ken­
dine özgü bir tarihi yoktur.

Benim açıkça Alman İdeolojisi’nin terimlerini benimseye­
rek savunmak istediğim tez ise ("ideolojinin tarihi yoktur")
Alman ideolojisi'nin pozitivist-historisist tezinden kökten ay­
rıdır.

Çünkü öyle sanıyorum ki, bir yandan ideolojilerin kendi­
lerine özgü (son kertede sınıf mücadelesiyle belirlense bile)
tarihleri olduğunu savunurken, öte yandan, genel olarak
ideolojinizi tarihi olmadığını, olumsuz bir anlamda değil (ta­
rihi kendi dışındadır) tümüyle pozitif anlamda, savunuyo­
rum.

Eğer ideolojinin özelliği, onu tarih-dışı, yani tüm-tarihi

49

Page 49

bir gerçeklik yapan bir yapı ve işleve sahip olmasıysa, bu sö­
zün olumlu (pozitif) bir anlamı vardır. Çünkü Komünist Ma­
nifesto’ nun tarihî sınıf mücadelelerinin, yani sınıflı toplumla­
rın tarihi olarak tanımladığı anlamda ideoloji, tarih dediği­
miz bu şey içinde, bu yapı ve bu işlev değişmez bir biçimde
vardırlar.

Burada, teorik bir nirengi noktası saptamak için, bu se­
fer Freudcu kavramıyla rüya örneğimize geri dönecek olur­
sak "ideolojinin tarihi yoktur" önermemiz, Freud’un bilinçdı-
şı ebedidir, yani tarihi yoktur önermesine doğrudan doğruya
bağlanabilir ve bağlanmalıdır (keyfî bir biçimde de değil; iki
önerme arasında organik bir bağ olduğu için böyle olması
teorik bakımdan da zorunludur.) (*)

Eger ebedî sözü (zamansal) her tarihe göre aşkın değil,
fakat her yerde varolan, tarih-aşırı, yani tarihin tüm alanı
içinde, biçimi değişmeden kalan anlamına geliyorsa, Freud­
’un deyişini kelimesi kelimesine alıp şunları söyleyeceğim:
Tıpkı bilinçdışı gibi ideoloji de ebedidir. Ve bu benzetmenin,

(*) Althusser'in bu bölümde söyledikleri biraz bilmecemsi görünebilir. Bir somut
toplumsal formasyondaki ideolojiler o toplumun somut tarihine ilişkin olarak
açıklanabilir, ama genel olarak ideoloji, tarihe değil, insan zihninin işleyişine
ilişkin olarak açıklanmalıdır. Bu zihnin işleyişi ise tarihin başından beri aynı
olduğuna göre, tarih-dışı, çünkü tüm-tarihîdir, tarih boyunca hep aynıdır ve
somut tarih tarafından belirlenmez. Somut tarih ideolojinin içeriğini belirler,
ama işleyiş biçimini belirlemez.
Alman İdeolojisi, ideolojiyi; gerçeklikten büsbütün koparıp, Freud-öncesi rü­
ya kavramıyla eşit yere koyuyor. Bunun için de Althusser bunu olumsuz
(negatif) bir tanım olarak niteliyor; oysa ideoloji gerçeklikten kopuk bir hayal
değil, gerçekliğin tam tersyüz edilmiş bir yansısı da değil, gerçekliğin deği­
şik bir kavranış biçimidir. Bu niteliğiyle, kendine göre bir mantığı ve işleyişi
vardır. Tıpkı, Freud'dan sonra rüyaların da, gerçekliğin bir başka biçimde
yansıması olduğunu anladığımız, rüyaların kendine özgü mantığını çözdü­
ğümüz ölçüde rüya gerçekliğini nesnel gerçekliğe tercüme edebildiğimiz gi­
bi, ideolojide yansıyan gerçeklikle nesnel gerçeklik arasındaki bağıntıları da
kurabiliriz.

50

Page 95

haklı gösterilmesinde hizmet etmelidir. Ve hiçbir şey üret­
memesi ve dışarıda bir işe yaramaması önemli değildir: Bu
Marksist felsefe, hiç olmazsa örgütün birliğini daha da sağ­
lamlaştırmaya yarayan militan kadrolarına ortak bir parola
sözlüğü ve içerde birbirlerini tanımaları için bir işaretler sis­
temi sağlayarak partiye iç ideoloji olarak hizmet etmektedir.
Şu söylenebilir: Örgütün birliği, evet -ama birlik için birlik
değil, hangi amaç için olursa olsun ve hangi yolla sağlanırsa
sağlansın, böyle sağlanan bir birlik değil! Hiç şüphesiz bütün
bunların acısı çıkmaktadır, çünkü diyalektiğin "kanunları­
nın" garantisini kendisine sağlayarak partinin politik ideolo­
jisini katmerleştiren felsefenin pratik ideolojiye indirgenişi,
dış dünya ile ilişkisini keserek partiyi kendi içine kapamak­
tadır. Felsefenin bu düşüşü partiyi, bütün alanlarda, teorisi­
ne olduğu kadar tarihî pratiğine de "devrimci ve eleştirici"
Marksist bir felsefenin sağlayabileceği siyasal faydalardan
yoksun kılmaktadır.

Sadece şu sonuç gözönüne alınsın (ki daha da önemlileri
var): Fransız partisinin Lissenkizmi savunmasının ve ortada
ve tartışılmakta olan felsefî, teorik ve politik sorunlar üstün­
de suskunluğunun neye malolduğu bilinmektedir. Sorunları
geçiştirdiği için, Marksist felsefenin gericileşerek kılık değiş­
tirmesi üstündeki tartışmalardan kaçtığı için, bu felsefeyi
"devrimci ve eleştirici" haline getirmediği için, sürüyle aydını
kaybetmiştir: Bu nedenlerle yavaş yavaş kendisini terkeden-
leri olduğu kadar ve belki bundan da fazla, kendisine katıl­
mayanları da. Lissenkizm’den söz ederek "aydınlara değin­
mem bir rastlantı değil: SSCB ’deki egemen diyalektik anla­
yışı ve "iki bilim" teorisi onlar içindi; onları birleştirmek ve
köleleştirmek için. Aydınlar -varolan işbölümünün bir sonu­
cu- Felsefi ve teorik sorunlara özellikle duyarlıdırlar. Komü­
nizmin partisiyle birleşmemek için zaten yeterli ideolojik sı­

97

Similer Documents